Ölmek İsteyen Bir Genç Kız

-Evet ölmeliyim ben. Hem de hemen şu anda asarım kendimi tavana mis gibi. Hemen de ölürüm. Avizeye de şu kalın ipi bağlarım sonra da bir tabureye çıkarım boynumu da ipe doladıktan sonra tabureyi iterim altımdan ve küüüt öbür dünya.
-Amaan Şebnem ne saçmalıyorsun şu gece vakti. Tam da uykuya dalmıştım. Uykumdan uyandırdın beni. Ne ölmesi ne ipi ne diyorsun öyle.
-Ölmek istiyorum hepsi bu Sanem sadece ölmek. Şu dolunayın tüm ışıklarını yollara yayarak aydınlattığı bu güzel gecede ölmek istiyorum.
-Şebnem sen kafayı mı yedin.
-Evet yedim sanırım. Baksana kendi kendime bile konuşmuşum.
-Kendi kendine mi?
-Evet öyle baksana seni bile uyandırmışım sesimle. Harbi kafayı yiyorum ben ya. Offf offf aşık olmak ne zormuş be. Çok zor durumdayım be Sanem ölmek istiyorum ben yaaa.
-Kızım delirme gecenin bu vaktinde. Rüyanda mı gördün öleceğini. Çok televizyon izleyince böyle oldun belki de. En iyisi sen televizyon izlemeyi bırak.
-Ne alakası var Sanem. Ben aşığım diyorum. Tv çocuğuyum demiyorum ki.
-Olsun televizyonlar sayesinde hep böyle şeyler oluyor zaten. Onlar körüklüyor her şeyi.
-Aşık olmayı mı?
-Tabi ki değil. İntihar etmeyi demek istediğim. Her gün yayınlıyorlar intihar haberlerini gençleri intihardan vazgeçireceklerine intihara teşvik ediyorlar.
-Üfff yaaaa seninle dertleşilmiyor. İçimi dökeyim dedim ama sen gelmiş neler saçmalıyorsun.
-Aaa darılırım bak. Ben sana yardımcı olmaya çalışıyorum.
-Ama böyle mi yardım edilir Sanem.
-Ya nasıl yardım edeyim aşık arkadaşım Şebnem? Hıı sorarım sana?
-Ne bileyim kime aşık oldun diye başlayabilirsin sorularına ya da aşık olduğun nasıl biri diye.
-Ayy bu sorular çok bayatladı amaa.
-Amaaan seninle gerçekten de dertleşilmiyor. Hadi yat da zıbar ben kendi kendime dertleşir sonra da öbür dünyaya yolculuğuma başlarım.
-Tamam gıcık kız tamam. Senin dediğin olsun. Aslında senin intihar edeceğini sanmıyorum ama.
-Bak bu ne?
-İiiip!
-Ya işte bununla bağlayacağım kendimi.
-Nereye?
-Avizeye.
-Kız taşır mı seni o avize?
-Taşır tabiki. Bugüne kadar yaptığım perhizlerim işe yarayacaktır. Tüy gibi hafifim zaten. Aslında tam benlik o avize.
-Tabi tabi kandır kendini. Madem intihar etmek istiyorsun hap iç kendini vur ne bileyim zehir iç.
-Sanem var ya çok kötüsün. Hep içimi karartıyorsun. Zaten öbür yolları denemedim mi sanıyorsun. Hap içtim ama midemi bulandırınca kustum hepsini. Zehir içecektim kokusu çok ağır gelince bayılmışım içemeden. Silahı da bir türlü ateşlemeyi beceremedim.
-Neee? Daha öncede mi denedin?
-Tabi ki denedim ama başaramadım. Bu sefer başarmaya kesin kararlıyım . Hele sen de bir uyu asacağım kendimi.
-Aaa yeter artık kız. Tamam tamam ilgileneceğim seninle. Nasıl bir çocuk bu aşık olduğun kişi.
-Çok yakışıklı.
-Başka
-Çok güzel giyiniyor
-Hmm başka?
-Çok güzel bir arabası var
-Eee başka?
-Acayip zengin biliyor musun?
-Ne bileyim kız? Peki başka?
-Ne başkası. Kalmadı ki bir şey.
-Kızım yüreği nasıl? Yani parasından öte yüreği var mı?
-Heee öyle desene. Nasıl bir çocuk diyince şeyettim ben.
-Beni de korkuttun birden. Parası için seviyorsun sandım.
-Yok beee. Ne parası. Aslında fazla parası yok onun. Bir memur çocuğu işte.
-O halde neden deminki şeyleri söyledin.
-Senin dikkatini çekmek için tabi ki. Arabayı falan duyunca gözlerin faltaşı gibi açıldı valla.
-Hıh sana öyle gelmiş. Ben adamın ruhunu merak ettiydim.
-Pekala ona da geliyorum şimdi. Benimle hep ilgileniyor. Konuşurken hep gözlerime bakıyor. Sınavlara çalışırken hep yardım ediyor bana.
-Kız bu okuldan birisi mi yoksa.
-Evet aynen öyle.
-Kim bu kız? Ay bak ben de heyecanlandım. Bizim sınıftan mı?
-Sonra söylerim. Önce bu kişiyi tanıtayım sana. Gör bak onun için ölmeye gerçekten de deyeceğini göreceksin.
-Kız saçmalama kimse için ölünmez.
-Olsun canım. Ben buyum işte.
-Pekala sen bilirsin. Anlat bakalım.
-Yemekhane de hep yanıma oturuyor. Aslında pek de öyle sayılmaz ya.
-Nasıl yani?
-Biliyorsun masalarımız 8’er kişilik. O da aynı masaya oturuyor genelde ama yanımda oturmuyor tabi ki.
-Ama ders çalışırken yanında oturuyor demiştin. Bu sana yeter değil mi?
-Aslında bu da yemekhane durumuna benzer. Yani benim yanımdaki sıralardan birinde oturur genellikle.
-Kız sen kendi kendine gelin güvey olmuşsun.
-Eh biraz öyle oldu. Belki de yemekhane de falan bana yakın oturması bir tesadüf değildir ha ne dersin?
-Olabilir ama durum karışık gibi. Sen hiç açılmadın mı?
-Böhüüeee!! Sorun da bu işte. Gıkım çıkmıyor ona karşı. Karşısında durunca öyle tıp oynuyor muşum gibi kalıyorum. Susuyorum o da susuyor ve konuşmaya başlıyor.
-Ne diyor?
-Şebnem diyor kenara çekilir misin?
-Hah hah. Kız ne hallere düşmüşsün.
-Yaa hiç sorma ona açılabilmek için her türlü yolu denedim ama olmadı. Onu pek çok kızla çıkarken fark ettim ve hep dua ettim o kızları terk etsin diye ve her seferinde duam kabul oldu.
-Vay be! Ciddi misin?
-Elbette ciddiyim. O Ayşegül cadısıyla da çıkmıştı. Onunla ayrılsın diye nasıl dua etmiştim.
-Ayaklı gazete gibisin maşallah. Başka kimlerle çıktı?
-Başka söyleyemem.
-Neden ki Şebnem?
-Anlatırım sonra. Biliyor musun bir gün gene açılacaktım ona gene karşısına geçtim. Ona “Merhaba” dedim. O bana ne dedi biliyor musun?
-Ne dedi?
-Şebnem Akif Hoca seni çağırıyor dedi. Ben de ona “Sonra giderim “ dedim “Sana acil bir şey söyleyeceğim” dedim. O ise bana ne derse beğenirsin. “Şebnem Nazlı ile olan randevuma geç kalıyorum çık önümden” demez mi. Bir de itti beni.
-Haydaaa. Şebnem hani bu çok iyi huylu biriydi. Seni devamlı itip kakmış bu.
-Doğru itip kaktı ama bana olan bakışları yok mu. Sanki beni çok seviyormuş gibi bakıyor. Belki o da açılamıyor bana ne dersin?
-Açılabilseydi sana çoktan açılırdı güzelim. Bence sen unut onu. Görünüşe göre senden hoşlanmıyor bile.
-Neee hoşlanmıyor mu? Böhüee ben ölmek istiyorum. Çık kız önümden asacağım kendimi.
-Hadi as kendini nasılsa tutmayacak seni.
-Bak asıyorum haaa.
-Tamam as hadi. Şu ana kadar hiç asılan bir genç kız görmemiştim. Seni izlerim merakım gider.
-Var ya sırf sana inat asmayacağım kendimi. Gıcık mısın nesin?
-Ne oldu yemedi di mi?
-Evet yemedi. Çünkü henüz ölmeye konsantre olamadım. Ahh ahh..
-Ahhlama kız.
-Ben ahlamayayım da kimler ahlasın. Çocuğa hislerimi söyleyemediğim gibi her görüşümde rezil oluyorum. Bir keresinde…
-Bu sefer ne oldu?
-Merhaba dedim gene. O da “Şebnem çık önümden çok sıkıştım altıma edeceğim yoksa” dedi. Off off.
-Heh he. Kız ne biçim şeyler anlatıyorsun. Çok komik yahu bu.
-Gül sen gül. Ben zaten yanmışım.
-Ama sende hep ayaküstü yakalamışsın otururken falan gitseydin ya.
-Gittim gitmez miyim.
-Ne oldu peki.
-Gene gittim ve “Merhaba” dedim. O da “Bir dakika Şebnem cep telefonum çalıyor dedi”
-Sonra?
-Sonrası cep telefonuyla konuşmaya daldı ve çekti gitii.
-Haydaaa!
-Ya hayda ki ne hayda. Bir keresinde yemekhane de yakaladım onu.
-Bak en güzel yerde yakalamışsın onu.
-Evet hem de konuşabileceğim en rahat yer. Çünkü hiçbir yere gidemezdi. Gene gittim yanına “Merhaba” dedim. O da bana baktı ve şöyle dedi “Şebnem önümden çık çok kötü midem bulanıyor. Yemek dokundu galiba kusacağım “dedi ve çekti gitti.
-Aaaa bu kadar da tesadüf olmaz ha.
-Oluyor Sanem oluyor. Bir keresinde de sınıfta yakaladım onu gene “Merhaba” dedim.
-Bu sefer o ne dedi.
-Bir şey demedi hoca sınıfa girdi ders başladı.
-İlginç
-İlginç değil korkunç! Hiçbir şekilde ona açılamadım. Normal konularda çok rahat konuşuyorum onunla hiçbir aksilik çıkmıyor ama ne zaman ona açılmaya gitsem ve bir merhaba desem olmuyor ve hoop bir sorun çıkıyor. En güzeli şu jiletle keseyim bileğimi.
-Kız dur kesme manyama. Çakacağım suratına şimdi.
-Aaah ne vuruyorsun beee!?
-Sakin ol diye vuruyorum. Bence sorun çocukta değil ikinizde!
-Nasıl yani?
-Şöyle ki yaaani. Aslında ikiniz de seviyor gibi birbirinizi.
-Hayır o sevmiyor beni . Ühü ühü.
-Ay amma sulu gözsün. Seviyor işte.
-Sevmiyor beni. Çünkü her açılacağım sırada kaçıyor benden.
-İşte sorun da bu ya utanıyor senden. Korkuyor diyeceklerinden. Korkuyor hissettiklerinden.
-Hadi canım. Neden korksun ki? Hem bir sürü kızla çıktığını görmüştüm. Eğer madem utangaç birisi neden onlara karşı utanmıyor?
-Kendin söyledin işte.
-Ben mi söyledim?
-Evet dedin ya bir sürü kızla çıktığını. İşte bu çıkmalar aslında yalan çıkmalar. Sana olan aşkın verdiği acı sonucu yapılan çıkmalar. Aslında şöyle açıklayayım. O seni seviyor fakat açılamıyor ve sena olan sevgisini söylerse senin kızacağını düşünüyor bu yüzden de acı çekiyor. Bu acı çekmelerin sonucunda da seni unutabilmek için hep başka kızlarla çıkıyor ama her seferinde gene seni karşısında görüyor. Ve sen ona “Merhaba” diyince anlıyor diyeceklerini ve korkuyor. Bu korkuyla bir yalan uydurup gidiyor.
-Böyle bir şey nasıl olabilir?
-Sen gözlerime bakıyor demedin mi?
-Evet dedim
-Bir erkek eğer karşısındaki kızdan nefret ederse o kızın gözlerine o kadar içten bakamaz. Nasıl bakıyordu gözlerine?
-Ne bileyim Onunla konuşurken gözlerinin hiç hareket etmediğini hep aynı kaldığını hatırlayabiliyorum. Benim fark ettiğimi anladığında ise hemen gözlerini kaçırıyordu. Hepsi bu yani.
-Bak gördün mü? O da seni seviyor aslında ama belli etmiyor. Sana açılamıyor. Bu yüzden bir şeyler yapman lazım.
-Evet ölmem lazım. Ben ne talihsiz kızım yahuuuu!!! Ühhhüüüü!
-Gene başlama Şebnem. Ona açılmayı öğren. Ona açılacağın zaman öyle bir zaman olsun ki normal bir konuşmanız esnasında hemen gir konuya.
-Ama yapamam ben öyle. Ona açılabilmem için yoğunlaşmam lazım. O konuşmalar sırasında yoğunlaşamam zorlanırım.
-Onu seviyor musun?
-Elbette!
-O halde normal bir konuşma sırasında pat diye söyle ama öyle acemice değil olgunca söyle!
-Pekela denerim. Yarın ders çalışacağız sınıfta o zaman söylerim.
-Hah bak şimdi oldu. Peki ne diyeceksin ona karar verelim.
-Hmmm. Aklıma bir şey gelmiyor. Aksine çok uykum geliyor.
-O halde yarın okula gidince düşün diyeceklerini olur mu?
-Tamam. Çok sağolasın.
-Bu arada adı ne çocuğun.
-Berkant.
-Nee Berkant mı?
-Evet Berkant!
-Senin ağzını yırtarım o çocuk benim.
-Haydaa sana ne oluyor kızım. Seni hiç onunla birlkte bile görmedim. Nerden çıktı bu?
-Sus sen karışma adi kız. Eğer yarın elimden alırsan onu seni parçalarım!
-Göreceğiz Sanem Sultan göreceğiz. Bu arada öğütlerini çok iyi uygulayacağım. Zaten çocuk da beni seviyormuş.
-Böhüee kendi kendimi mahvettim ben. Asacağım kendimi hem de şimdi. Ver kız şu ipi.
-Bu sefer sen mi başlıyorsun. Al şu ipi de bitirelim şu işi…
-Ölmek iyi bi çözüm değildir aslında Şebnem hanım. İstersen yazı tura atalım kazanan Berkant’ı alır. Yazı mı Tuıra mı?
-Ne olursa olsun Berkant beni seviyor Sanem ama seni kırmıyorum yazı.
-Kahretsin yazı Böhüeee!!!

 

Yazan : Emre Şeyda yani ben :))

Yorum Yaz